(ANALİZ ) RASİM GÜL

Tarih: 07.03.2023 18:50

A dan, Z ye kadar

Facebook Twitter Linked-in

 

Gelişmiş ve çağı yakalamış ülkelerde; kalkınma, büyüme tamamen bilim ve kanunlar sayesinde olmuştur. Ortak akla, ehliyet ve liyakata önem verildiği için başarılmıştır. Maalesef ülkemizde bunlar eksiktir. Bütün bunlara rağmen, Türkiye büyümüş ve gelişmiştir. Çünkü halk, yöneticilerden 100 yıl daha ilerdedir. Çıkarılan birçok kanun halkın kültür, gelenek ve örf adetleriyle çatışmasına rağmen halk, güvenmeye, üretmeye, yatırım yapmaya devam ediyor. Dünya’da böylesine çalışkan ve devletine bağlı halk yoktur. Halk demokrasiye inanıyor ama siyasilerin yarıdan fazlası inanmıyor, kullanıyor. 

 

1938 den bu yana iktidar olanlar, genelde halkla çatışıyor. Çünkü iktidar hırsı, kibir ve ben bilirim ukalalığı galip geliyor ve halkı unutturuyor. En çok zararı, Cumhuriyet ve demokrasiye karşı olan zihniyet zarar veriyor. Bu zihniyet görünürde Vatan, Millet, Bayrak ve Din adına çalıştıklarını iddia etmektedirler. Buna karşılık cumhuriyetçilerin birleşerek halka kendilerini anlatmalarıdır. Halktaki kafa karışıklığını gidermektedir. Hak ve hakikat yolu budur.  

 

Bütün yasaların, halkla çatışır, torpile, hırsızlığa ve rüşvete kapı açar halden çıkarılması gerekmektedir. İktidarı muhalefeti bu gerçeği kabul etmesi gerekir. İktidarda kalabilme ve iktidar olma uğruna bilim ve kanunlardan yana olma bırakılmamalıdır. Oy kaybına yol açsa bile, özellikle gıdaya, içeceğe, halkın ve kamu yararına yapılan işlere hile katanlara hapis cezasının yanında, bütün mal varlıklarına el konulacak kanunların çıkarılması gerekmektedir. Kimse bundan kaçmamalıdır. 

 

Milletin parasını çalan, çaldıran, hesapsız harcayan bütün yetkililerle çürük ve hileli üretim yapan bütün üreticilere aynı kanun uygulanarak mal varlıklarına el konulacak, bürokratlar görevden alınacak, zararlar ödetilecek ve hileli üretim yapanlarında üretimine el konulacak ve haksız kazançtan yargılanacak yasalar çıkartılmalı. Her kim yanlış yaparsa 

Cezasını çekerek, bedelini çok ağır ödeyeceğini bilmelidir. Hiç bir şey yapanın yanında kalmamalıdır. 

 

Türk aile yapısını bozan, başta ANAYASA olmak üzere aile fertlerinin bir kısmını geçici bir kıskımın ömür boyu küstüren ve yüzlerce öldürmelerle sonuçlanan ve yıllarca sonuçlanmayan MİRAS hukuku, MEDENİ hukuk olmak üzere değişmeli. Bu konuda 4 beytini aktararak Abdurrahim Karakoç’u konuşturalım: 

‘’ Gene tehir etme üç ey öteye, 

Bu dava dedemden kaldı hâkim bey.

Otuz yıl da babam düştü ardına;

Siz sağ olun o da öldü hâkim bey.

 

Kırk yıl önce yani babam ölünce,

Kadılıklar hâkimliğe dönünce,

Mirasçılar tarla, takım bölünce,

İrezillik beni buldu hâkim bey.

 

Keşife- meşife, damgaya harc’a,

Sayenizde avukatlar yıllarca,

Fakiri yoldu da yoldu hâkim bey.

 

Mülkün temeliydi adalet hani?...

Bizim hak temelde saklı mı yani?

Çıkartıp ta versen kim olur mani?

Yoksa hırsızlar mı çaldı hâkim bey.

 

                                    

Her türlü hırsızlığı, yolsuzluğu, hileli üretimi önlemek için Devlet Planlama (DPT) ve Türk Standartlar Enstitüsü (TSE) bağımsız hale getirilerek iktidarların yan kuruluşu olmaktan çıkarılmalı. Bu kurumların başına, ehliyet ve liyakat sahibi insanlar getirilerek kurumların namusluca çalışması sağlanmalıdır. Yanlış yatırımlardan, hileli üretimlerden ve kurum başkanları ve ilgili müdürler sorumlu olmalı, devletin ve halkın aldatılmasından doğan zararlardan belli oranlarda tazminat ödemelidir.

 

Halkın parasını harcayanlar, kanun gereği halktan para toplayanlarla, mali Müşavirler, Yeminli Uzmanlar, ilgili avukatlarda görevlerindeki ihmal ve yanlıştan doğan zararlardan şahsen belli oranda sorumlu tutulmalı ve belli oranda tazminat ödemeye ve hapis cezası almalıdırlar. Sadece görevden alma veya başka yere tayin, kamuya zarar verenleri korumak ve kollamaktan başka bir şey değildir. Yıllardır uygulan bu duruma son verilerek kamu yararı korunmalıdır.

 

Milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve benzeri seçilenlere, görev süresince makul bir maaş verilmeli, emeklilikleri ve ölünceye kadar kendilerinin, ailesinin, anne ve babasının devlet tarafından bakımları kaldırılmalı, milletvekilliğinden önce yaptığı işi yapmalı ve ölünceye kadar milletin sırtında kalmamalıdır. Partilere üyelik, ilçe başkanlıklarından alınmalı, üye olmak isteyenler kurulacak sicil memurluğunda kendi istekleriyle üye olmalıdırlar. Bütün önseçimler hâkim teminatında delegelerle değil üyelerle olmalıdır. Her seçim bölgesinde oy pusulaları çarşaf liste olarak hazırlanmalı, vatandaş partiye değil çarşaf listedeki adayları tercih ederek oyunu kullanmalıdır. Parti genel başkanlarını da, genel kurul delegeleri değil partinin bütün üyeleri seçmelidir. Dolaysıyla partiler, tarikat ve cemaat yapısından çıkarılarak, parti olması sağlanmalıdır.

 

Ülkedeki en berbat, her türlü haksızlıkları, eşitsizliği bünyesinde taşıyan Personel Kanunu değiştirilmeli, çalışanla çalışmayanı ayıran, dürüstçe çalışanın hakkını veren hale getirilmeli. Bir örnekle gerçeği anlatalım: İki hâkimi ele alalım, hâkim A yılda 10 dosyayı karara bağlıyor, Yargıtay 2 sini bozuyor, 8 ini onaylıyor. Hâkim B de yılda 10 dosyayı karara bağlıyor, Yargıtay 8 ini bozuyor, 2 sini onaylıyor. A ve B hâkimler Personel kanununda 1. Derecenin 1. Kademesinde iseler aynı maaşları alıyorlar. Adalet, hak hukuk bunun neresinde? Personel Kanunu, dürüst ve çalışanı cezalandırıyor.

 

Halkın idaresinin emanet edildiği, Valiler, Belediye başkanları ile gelecek nesillerin emanet edildiği milli eğitim müdürleri ve öğretmenler, özellikle imamlar hiç olmazsa son iki yüz yılda başımıza gelenleri bilen ehliyet ve liyakat sahipleri atanmalı, bilmeyenler atanmamalıdır. İki yüz yılı değil binlerce yılı bilenler istisna sayıyoruz. Bunlar ki iyi ki varlar.

 

‘’Yolsuzluğu, Yasakları, Yoksulluğu, Rüşveti, Torpili, Haksızlığı, Adaletsizliği, kaldıracak ve milli gelir dağılımını sağlayarak,  iktisadi hürriyeti sağlayacak sistemi kurmadan, Türkiye halkının yüzü asla gülmez. Ülkeyi idare edenler ve etmek isteyenler aceba bunu ne zaman anlayacaklar?

                                                                                     HAYROLA, MUVAFFAK OLMA, MUZAFFER OLA.

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —