(ANALİZ ) RASİM GÜL

Tarih: 10.07.2023 03:17

ASALET

Facebook Twitter Linked-in

Sadi Şirazi; ‘’Asaleti kendinde olanın gösterişe ihtiyacı yoktur. Bahçıvan’ın başına gül taktığı görülmemiştir.’’ Diyor.  Zenginlik, fakirlik, memurluk, amirlik, milletvekilliği, valilik, bakanlık başbakanlık, şahlık, padişahlık hiç kimseye ASALET kazandıramıyor. Asalet soydan ve genlerden gelebiliyor veya kişi aklıyla, kültürüyle gerçekten bütün gücüyle çalışırsa asaleti yakalayabiliyor.

 

ASALET Türkçe’ de: Köklü olma, esaslı ve sağlam olma, soylu olma olarak tarif edildiği gibi, hayatta en sinirli anında bile küfür etmeyen, kabalaşmayan, alçak gönüllü, mütevazı, insanlara üstten bakmayan, kibar davranan, dedikodu yapmayan, hakkı-hukuku bilen, inancı istismar etmeyen ve insanlara faydalı olan kişi olarak tarif ediliyor. Demek ki asaletli olma kolay değil. Aksaray’ın, şarlatanlara oturduğu koltuktan güç alanlara değil, asaleti kendinde olanlara çok ihtiyacı var. 

 

Mevlana’da; ‘’ Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine, sevmek ve sevilmek için çareler arayın. ’Diyor. Ülkemizde ve Aksaray’ımızda ‘’ …Sevmek ve sevilmek için çareler aramak’’ yerine tam tersine küsmek ve darılmak için bahaneler arandığı gerçeğini çok rahat görebiliriz. Öyle bir toplum olduk ki birbirimizi yargılamaktan, sevmeye zaman bulamıyoruz.

 

Sadi Şirazi ve Mevla’nanın, sözlerinin, ülkemizde ve Aksaray’ımızda ne ifade ettiğini ele alıp yaşantımıza uyguladığımız da maalesef gerçeğini değil belki izlerini nadir kişilerde görebiliyoruz. Bu tip kişileride toplum pek önemsemiyor. İnsanlarımızın ağzı açık, dili haylı sivri, kulakları kapalı, gözleri kendi gerçeklerinden başka bir şey görmekten haylı uzak. Dolaysıyla bir ulus, bir millet olma duygusu devamlı kan kaybediyor. Şehirler vicdan ve merhametten her gün uzaklaşıyor.

 

Sadi Şirazi; 1210’da İran’da doğmuş ve 1292’de İran’da ölmüştür. Önemli eserleri,  Bostan ve Gülistan’dır. Gülistan’da; ‘’hükümdarların hal ve hareketlerini, derviş ahlakını anlatır, fazilet, sevgi, zayıflama, ihtiyarlık gibi değişik konuları ele alır. 

 

Zalim sultanlar, bildiğiyle amel etmeyen âlimler, yoksulu gözetmeyen zenginler, yalancı, ikiyüzlü ve nefsin aşağılık isteklerine boyun eğenler eleştirilir.’’ 

Bostan’da; ‘’İnsanı insan yapan sevgi, açık yüreklilik, alçakgönüllülük gibi erdemler övülür; bunların her şeyden üstün olduğunu gösteren övgüler anlatılır.’’ 

 

Mevlana; 1207’de Afganistan’da doğmuş, 1273’de Konya’da ölmüştür. Konya Mevlana Müzesi’nde defnedilmiştir. Beş eseri vardır, Mesnevi’si meşhurdur, yedi öğüdü şöyledir: 1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol. 2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. 3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol. 4- Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol. 5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. 6. Hoşgörülülükte deniz gibi ol. 7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.  

 

Maksadımız, Sadi Şirazi ve Mevlana’yı anlatmak değil. Eserlerinden birer cümle ve bazı paragraflar alarak bunlara Aksaray’daki bilumum yöneticilerin ve halkının ne kadar uyup uymadıklarını okuyucularımızla müzakere etmektir. Aksaray’ımızda, gösteriş ve övünmenin had safhada olduğu, sevmek ve sevilmek için çaba sarf edilmediği bir gerçektir. Dolaysıyla ilde birlik, güven ve mutluluk tesis edilemediği inancındayız. İli yönetenler bunun çaresini bulmakla görevlidirler.

 

Aksaray ilinde yönetici olanların tamamı, hükümdar ve sultan makamında oturuyorlar. Bu makamda olanlar açık yüreklilik ve alçak gönüllülük gibi erdemlere sahip olmaları gerekiyor. Gerçeğin ne olduğunu yaşayan halkımız iyi biliyor. Yönetenlerin, zalim olup olmadıkları, âlim geçinenlerin bildiğiyle yaşamadığını halkımız çok iyi biliyor.

                                            

Bütün mesele, Mevlana’nın yedi öğüdünden sadece, ‘’Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol’’ sözü üzerinde durduğumuz zaman Aksaray’ımızın notu ortaya çıkar. Bu cümle halkımızın hayatında yer bulmuşsa diğer altısı haydi haydi bulur.

 

Aksaray’ımızda her meseleyi çözerek, birlik ve beraberliği sağlayacak, sevgi ve saygıyı tesis edecek veya Arapsaçına döndürecek sadece ve sadece en fazla 200-300 kişi çıkar. Bütün sevaplar ve günahlar, zulüm ve hak bu 200-300 kişiden kaynaklanmaktadır. İller bu 200-300 kişinin omuzlarında yükselir veya hak kaybına uğrar.

Aksaray İlinde yetki ve etki sahibi olanların kabaca çıkaracak olursak, İlin Valisi, dört milletvekili, İl Belediye Başkanı, Aksaray Üniversite Rektörü, İl Genel Meclisi ve Başkanı, bütün Partilerin İl ve İlçe 

Başkanları, saygın Aksaray’ı seven gerçek iş adamları ve Aksaray’da çeşitli kurumlarda görev yapmış gerçekten Aksaray sevdalıları, Aksaray için çalışan basın mensuplar, sanatçılarıdır.

 

Bunlara Devletimizin siyah plaka verdiği ve bu kurumlara kanunla özel statü tanıdığı; Odalar Birliği, Ziraat Odası, Ticaret ve Sanayi Odası, Ticaret Borsası, Barosu, Damızlık Koyun- Keçi Yet. Birliği, Damızlık sığır yetiştiricileri Birliği, Esnaf Kefalet Kredi kooperatifleri, İnşaat ve Mimarlar Odaları, Kırmızı et Üreticileri Birliği ve Şoförler ve Otomobilciler Odası 

 

1920’de Aksaray vilayet olmuş, 1933’de alınmışsa, 1989’da Aksaray 56 yıl sonra tekrar vilayet olmuşsa bütün bunlar en fazla 5-10 kişiden kaynaklanmıştır. Bütün illerin lokomotifi iktidar mensuplarıdır. Muhalefetin, basın mensuplarının, sanatkârların ve iş adamlarının görevi, iktidara yol göstermek ve alternatif üretmektir. 

 

                                        HAYROLA, MUVAFFAK, OLA MUZAFFER OLA.

 

 

 

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —