(ANALİZ ) RASİM GÜL

Tarih: 14.05.2024 01:21

Camiden kovulma

Facebook Twitter Linked-in

Camiden kovulan bilim adamı, İbni Rüşd: Endülüslü- Müslüman felsefeci, hekim, fıkıhçı, matematikçi, astronom, psikolog, hukukçu, fizikçi, edebiyatçı ve tıpçıdır. 12. Yüzyılda akılcılığı öne çıkaran, Rönesans’ın ve Aydınlanma Çağının baştacıdır. Bağnazlığa, aklı bir yana iten anlayışa ve insanı dar düşünceye hapseden tüm akımlara karşı çıkıyor. 

Ömrünü okuyarak ve yazarak geçiren bu büyük filozof, ‘’ Gerçek gerçeğe zıt olamaz…’’ diyor. İnsanın ‘’Aklı kullanmanın’’ sadece bir tercih değil bir görev olduğunu savunuyor.

1126 tarihinde Kordoba, İspanya’da doğmuş; 1198 tarihinde 72 yaşında Marakaş, Fas’ta ölmüştür. Felsefenin altın çağı olan Orta Çağda yaşamış. İbn Sina, Gazzali, Farabi, Aritoteles, Hz. Muhammed, Kindi, İbn- Tufeyl, Platon, İbn Bacca ve diğer bilim adamlarından etkilenmiştir.

İlgi alanları: İslam Teolojisi, Felsefe, Matematik, Sağlık, Psikoloji ve Astronomi olmuştur. İbn-i Rüşd ’dün görüşü: Allah’ın bilgisi ile varoluş arasında mutlak bir ilişki kurar ve Allah’ın bilgisinin, varlığın nedeni olduğu düşüncesini benimser. Anatomiyi, felsefeyi ve diğer bilimleri de ‘’ Allah’a götüren yollar’’ olarak görür.

Ömrünün son senelerini keder ve sıkıntılarla geçiren İbn-i Rüşd, serveti elinden alınarak Fas Marakaş’a sürgün edilmiştir. İbn-i Rüşd’e göre dinin ve felsefenin amacı hakikata ulaşmaktır. Din ve Felsefeyi süt kardeş olarak kabul etmektedir.

Hayatın da en çok üzüldüğü olaylardan biri olarak kabul ettiği ‘’oğluyla birlikte gittiği ikindi namazında camiden kovulmuş olması’’ bile bilimsel çalışmalardan vaz geçirememiştir.

İbn-i Rüşd’ün başta Türkiye olmak üzere bütün İslam toplumlarında hatırlanması ve hak ettiği değerin verilmesidir. Hayatını adadığı ‘’ AKILCILIĞIN’’ hatırlanarak hayata hâkim kılınması gerekiyor. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin İbn-i Rüşd’ler yetiştirmekten başka yolunun olmadığını da ülkeyi yönetenlerin görmesi şart.

Akılcılığın, bilimin, felsenin ve gerçek İslamın hâkim olmadığı bir ülkelerin aydınlanması, yenilenmesi ve çağı yakalamasının mümkün olmadığı, diğer ülkeler bir yana, Türk Dünyasında ve İslam Aleminde ayan-beyan kabak gibi ortadadır.

                   HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —