Çağı anlamadan, küresel güç olmadan, çivisi çıkmış Dünya’da hür ve onurlu yaşama mümkün değildir. 21. Yüzyılın ilk çeyreğinde küresel güç olarak Amerika, Rusya, Çin ve Avrupa topluluğu ortaya çıkmıştır. Türk ve İslam âlemi bu güçlere yanaşmadan ve taviz vermeden dimdik ayakta durması ve hür olarak yaşaması kesinlikle mümkün değildir.
Bizim topraklar, bizim bayrak sevgi ve bağlılığını aşan, ekonomik, siyasi açıdan bir olan, bir düşünen Türk Devletler topluluğu ve bağlı toplulukların kurulması insanca yaşamanın ön ve tek şartıdır. Bunun içinde küresel güç olma kaçınılmazdır. 150-200 yıldır, Türk ve İslam âlemi düştüğü kuyudan bir türlü çıkamıyor. Çünkü Amerika, Rusya, Çin, Avrupa ve Yahudilere duyduğu öfkenin daha büyüğünü kendi içinde ki unsurlara duyuyor. Bu bir akıl durgunluğudur.
İç savaşlarla, salgın hastalıklarla, kaçakçılıkla, yaygın haldeki rüşvet ve işsizlikle boğuşuyor ama bir türlü başa çıkamıyor. Fahiş harcamaları da bir türlü bırakamıyor. Bu gün İslam âleminde DEVLET tanımına, eksiğiyle birlikte uygun üç ülkeyi görüyoruz. Türkiye, İran ve Mısır, bunların üçüde tam bağımsızlığını koruyamadığı için aralarında birlik kuramıyor ve küresel güçlerin baskısından kurtulamıyorlar. Dolaysıyla kuyruk olmadan kurtulamıyorlar.
Şimdilik petrolün yer altı madenlerinin getirdiği zenginlikle ayakta durduğunu sanan küresel güçler tarafından yönlendirilen Türk ve İslam âlemi, birbirine sövüp saymayı bırakmadıkça, bindiği çürük geminin bir gün batacağını hesaba katmadan akılsızca yaşamaya devam ediyor. Yüzlerce yıllık körlükten ve sağırlıktan kurtularak bilime sarılmadıkça, çıvışı çıkmış Dünya’da hür ve onurlu yaşaması söz konusu olmayacaktır.
Batılı güçlerin yüzlerce yıllık alıştığı sömürü zihniyetini göremeyen, görmek istemeyen Türk ve İslam ülkelerini idare edenler akıllanmadıkça, topyekûn, sömürüye, geri kalmışlığa karşı koyarak bilime sarılmadıkça, Cumhuriyet, demokrasi ve bilimleri samimi olarak benimsemedikçe, değişen fazla bir şeyin olamayacağını görmek zor değil.
Türk ve İslam Âleminin en büyük sorunu kendi içlerindeki tutucu ve müspet bilime karşı olanları aydınlatarak çağı yakalamasıdır. İnsanlığa karşı işlenen suçları kınaması ve cezalandırmasıdır. Türkler ve Müslümanlar Evrensel Değerleri ne yazikki birlik halinde benimseyip kabullenemedi. Hatta anlayamadı diyebiliriz. Geçmişin kavgasından da kurtulamadı.
Amerika, Rusya, Çin ve Avrupa ülkelerinin, Türk ve İslam Ülkelerine uygun gördüğü yönetim sistemi diktatörlük veya yarı diktatörlüktür. Çünkü gerçek demokrasiye dönerlerse sömüremeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Çünkü halklar yöneticilerinden daha basiretli ve samimi olduğundan elbet bir kendi için en doğru yolu bulacaktır.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.