Selanikli Mustafa Kemal, Salacaklı Fuat ve Fuat’ı sınıfının çavuşu Mustafa Kemal’e emanet etmişti.
Fuat’ın Fransızcası çok iyiydi, Mustafa Kemal’e bu derste çok yardımı oldu. Giderek aralarında uzun yıllar sürecek bir dostluğun köprüleri atıldı ve Mustafa Kemal Harbiye yılları boyunca her hafta sonu Fuat’ın Salacak’taki köşküne ‘’evci’’ çıktı. O nedenle aralarındaki hukuk daha derindi.
Fuat; ‘’Paşam’’, dedi, ‘’biliyorsunuz uzun süredir Moskova’dayım, duruma muttali değilim, izin verin birkaç gün düşüneyim, yanıtımı sonra veririm!...’’ Yani o bile, ‘’Kemal, ben senin arkandayım!... Diyemedi.
Masada olmayan dördüncü kişiyse, kendisiydi. Anadolu’ya çıkan ilk 5 komutan işte. Masadaydılar ve henüz devlet kurulamamıştı ama kozlar paylaşılıyordu.
‘’Benden ne yapmamı istiyorsunuz?’’ diye sordu Gazi. ‘’Yarın kürsüye çık, bunları yapmayacağına söz ver!’’ diye yanıtladı Rauf Bey. ‘’Bana bir kâğıt verin’’… Bağ evinde gece yarısı kâğıt bulamadılar, içtiği sigaranın kapağını yırttı ve arkasına hırsla yazdı.’’ Günü geldiğinde Padişahla ilgili kararı en yüce icrai organ olan TBMM verecektir..’’ Yüksek sesle okudu ve sordu: ‘’ Bu sizi ve Meclisi tatmin eder mi?
Bunu yarın çıkar okursam, sizce Meclis tatmin olur mu? ‘’ Hah işte bu olur. Bunu çık yarın kürsüden oku!...’’, dedi Rauf Bey. O Meclisten padişah aleyhinde bir karar çıkmazdı. Bunu biliyorlardı. Masadaki komutanlar rahatladılar.
Sofra, buz gibi olmuştu. Ayrılırken, Etlik sırtlarından yeni bir gün ışıyordu.
O GÜNDEN İTİBAREN GAZİ YOLLARINI DA BU ARKADAŞLARINDAN AYIRMAK ZORUNDA OLDUĞUNU GÖRMÜŞTÜ. Ertesi gün kürsüye çıktı ve yazdıklarını aynen okudu.
Meclisle ve komutanlarla bir tartışmaya girmeden bu krızı atlatmalıydı. Öyle de yaptı.
1921 Anayasasına göre Meclis her iki yılda bir seçim yapmak zorundaydı. Meclis 23 Nisan 1920’de açıldığına göre, seçimleri yenilemenin zamanı gelmişti. Doğal olarakta seçimlere gidildi. Gazi, bu Meclis’ten kurtuluyor gibiydi. Komutanlar yeniden endişeye düştüler:
‘’ Ya Kemalist bir Meclis gelirse!’’ Bunun üzerine yeni bir plan kurdular. Mustafa Kemal’i Meclise sokmamanın yollarını arayacaklardı. Seçim Yasasını değiştirmeye karar verdiler. Erzurum Milletvekili Necati Bey, Samsun Milletvekili Emin Bey, Mersin Milletvekili Albay emeklisi Çolak Selahattin Bey, bir önerge hazırladılar.
Buna göre:
1.’’Bundan böyle milletvekili adayının doğum yeri, Misak-ı Milli sınırları içinde olsun!...’’ Selanik dışında kalmıştı.
2.Milletvekili adayı adaylığını koyduğu yerde en az beş senedir oturuyor olsun!’’ Mustafa Kemal o cephe, bu cephe hayatı boyu koşturmaktan ötürü değil beş yıl, hiçbir yerde sürekli beş ay oturamamıştı ki. Hedef belliydi. Bu yasa özel olarak kendisi için hazırlanmaktaydı. Hem de en yakın silah arkadaşları tarafından.
Bu önerge verilince, kürsüye zorla çıktı ve avaz avaz : ‘’Doğum yerim Selanik Misak-ı Milli sınırları dışında kalırken, devlet Selanik’i tek kurşun atmadan Yunan’a verirken, bu millet bilsin ki ben diğer bir yurt köşesi Derne’de savaşıyordum.’’
Hiçbir yerde beş yıl oturamadım, doğru. Otursaydım, o zaman Bingazi’de, Derne’de, Sina’da, Filistin’de olamazdım. Çanakkale’de, Kafkaslar’ da, Sakarya’da olamazdım. Ama ben oralarda olmasaydım, bu efendilerin de doğum yerleri, Allah korusun, Misak-ı Milli sınırları dışında kalırdı.’’
Şimdi millete soruyor ve yanıtını milletten bekliyorum. Bu önergenin sahibi efendileri buraya gönderen millet onlar gibi mi düşünüyor?...
Hayır, millet onlar gibi düşünmüyordu. Çuvallar dolusu telgraflarla olayı protesto ettiler, önerge geri çekildi. Ve Mustafa Kemal Ankara’nın Bala İlçesinden milletvekili seçilerek Meclis’e girdi. Ve
CUMHURİYETİ DE KURDU. GAZİ BU OLAYI HİÇ UNUTMADI.
NUTUK’ta da tüm ayrıntısıyla yazdı. Kararlı, azimli, Türk ve Cumhuriyet sevdalısı Atatürk’le gurur duyuyoruz. Doç. Dr. Orhan Çekiç…
Hayrola, Muvaffak Ola, Muzaffer Ola.