100 yıldır, Ula Hakan Sultan Abdülhamit Hanla, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü; Türkiye’yi, Türklüğü, Milliyetçiliği, İslamı, Türk- İslam Âlemini kurtartma adıyla kavga ettirmekten, ikisine de açık ve kapalı hakaret etmekten bir türlü vaz geçilemedi. 100 yıldır bu kavgayla alınan bir milim yol olmadığı gibi en ufak bir fayda da sağlanamadı. Tam tersine, insanları bölme ve kinleştirme becerildi. İşin doğrusu, Ulu Hakan da, Ulu Önder de bizim. Başka hiçbir izahı yoktur. Ülkesinde padişahlık ve Cumhurbaşkanlığı gibi yüce görevlerde bulunmuş kimseler üzerinden siyasi kar sağlama tarihi hatadır.
Ulu Hakan Sultan Abdülhamit Han’ın, dağılma sürecinde ki çok uluslu İmparatorluğu 33 yıl yönetmiş, siyasetini günümüz Türkiye’sinin ve İslam âleminin sorunlarını çözebileceğini sanmak, abesle iştigal etmekten başka bir şey değildir. Yine Ulu Önder, Mustafa Kemal Atatürk’ün, ülkesi özellikle başkenti işgal edilmiş bir durumda yeni bir devlet kurma çalışmaların daki uygulamalar günümüz şartlarına uymaz.
Ulu Hakan mı, Ulu Önder mi doğru ve haklı şeklinki değerlendirmeler ve sorular, ya cahillerin, ya gafillerin, ya da hainlerin sorularıdır. Hiçbir gerçek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ne cahil, ne gafil, ne satılmış, ne hain olmadığı için bu tuzaklara düşmemiştir ve düşmez. Ancak yarı okumuşlar bu tuzağa düşmektedir. Satılmışlara sözümüz yok, onların değeri ve kutsalı para, makam ve güç olduğu için bukalemun gibi her ortama uyarlar.
Ulu Önder ve Ulu Hakan’ın yaptıkları ortada. Azıcık aklı vicdanı olan ve bu milletin evlatları, ariftirler her İkisininde bu millete üst düzeyde hizmet ettiklerini bilirle dolaysıyla kavga çıkartmak için 100 yıldır uğraşanlara uymayarak ders vermeyi bilirler. Ulu Hakan Abdülhamit Han’da, Türkiye Cumhuriyetini kuran Mustafa Kemal Atatürk’te bizim. Her İkisininde yaptıklarını gerçek tarihçi olan Prof.Dr. Halil İnancık’la, Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı okurlarsa gerçekler gün gibi ortaya çıkar. Kavga biter.