Millietçiliğin kabul ettiği vatandaşlık anlayışına karşı çıkılarak, ümmetçilik anlayışını oturtmaya çalışmaktadır. Osmanlı’da kullanılan TBAA anlamında kullanılmaya çalışılmaktadır. Tabaa, Osmanlıda; Türk, Yunan, Ermeni, Bulgar, Macar, Bosnalı, Arap vs. gibi etnik grupların üst kimliği olarak kabul edilmişti. Bu anlayış kabul görmemiş ve ters tepmişti. Her etnik grup kendi devletini kurmak için Osmanlı’yı parçalama ve bitirme yolunu seçmiş vede başarmıştı. Tabaa ve ümmetçilik, Devlete zarar verir. Vatandaşlık, Türk Devletinin, kayıtsız, şartsız eşit haklara sahip en itibarlı unsuru olmuştur. Batı, Fars, Arap ve Amerike emperyalizminden dolayı yüzyıllardır, iki yakası bir araya gelmeyen Türk Milleti, Cumhuriyet’in 100 yılında vatandaşlığı benimsemiş, 100 yıllık çaba neticesinde haylı yol alınmıştır. Uzay ve Bilim Çağı olan, 21.Yüzyıl çeyreğinde, Emperyalizme boyun eğme çabalarının asla anlamı ve izahı olamaz. Büyük Selçuklu ile Anadolu Selçuklu büyük oranda, Osmanlı son 300-500 yılı Fars, Arap ve Batı Emperyalizmi altında yaşadı. Sonuç olarak devletlerini kaybettiler. Ülkesine, Devletine bağlı ve haklarına sahip çıkan ve koruyan, hür olarak yaşamak isteyen bireylere vatandaş denirken, İslam dininin kurallarına göre yaşayan, İslamiyet’te birleşen topluluğa da ümmet denilmektedir. Ümmetinde, mutlaka bir aidiyeti ve milleti olması gerekir. Ziya Gökalp yıllar önce bunu ‘’ Türk Milletindenim, İslam Ümmetindenim…’’ şeklinde ifade etmiştir. Türk Milleti, İslamiyet’i kabulünden bu yana İslam Ümmeti olarak, her türlü hizmeti yapmış ve yapmaya devam ediyor. Millet mensup olmadan, Ümmet olunamadığı gibi. Ümmet olunduğunda da millet yok sayılamaz. Bu tariflerden de anlaşılacağı gibi, milletler, kendi öz varlıklarını, kültürlerini, dillerini ve devletlerini muhafaza ederek, bir araya gelip ümmet birliği de kurabilirler. Avrupa Birliğinin kurulduğu gibi. Türk Milli kültürünün başka kültürler içinde eriyip yok olmasını isteyerek katiyyen ümmetçilik söz konusu olamaz. Sadece soyu-sopu olmayan, ne idüğü belirsiz bir kalabalık olunur ki buda çağ değiştiren Türk Milleti’ne uygun olamaz. Millet ve milliyetçiliği yok sayarak, ümmetçilik yolunda devam edelim demek, doğrudan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yok olmasını istemekle eş değerlidir. Buna en acı örnek İslam adına Arap ve Fars kültürünü kabul ederek yok olan Türk Devletleridir. Ezberletilen yanlışlar çıkartılıp, daha tarafsız bir gözle, yazılan tarihi okumak gerçekleri ortaya çıkaracaktır. Dolaysıyla Türk Milleti gerçekten kendine dönecektir. Yüzyıllardır Türk gerçeğini yanlış öğrettiler. Batısı, doğusu, Farsı, Arabı, Ermeni’si, Rum’u, Yahudi’si ve özellikle Hırıstıyan âlemi tarihi intikamını almak içim Türk’e ve Türkün kültürüne saldırdılar vede saldırmaya devam ediyorlar. Hiçbiri, Türkün Anadolu’yu yurt edinmesi ile 1. ve 2. Viyana kuşatmasını unutmadılar. Dünya’da iki güç olan, Türkler ve diğerlerinin savaşı bitmemiştir. Kıyamete kadar da devam edecektir. Nedeni Türk gücünün savaşı, adaleti getirmek, diğer güçlerin savaşı ise sömürmek ve intikam almaktır. Türk’ün, pervasızlığı, hesapsızlığı ve kendine aşırı güveni, genellikle kendine zarar vermiştir. Diğer güçlerin ise hileyi, dalavereyi, hesabı ve ezikliği, yer yer kendilerini karlı çıkarmıştır. Son yıllarda artık Türk’ün kendine ve diğer Türk devlet halklarına güveni artmış, pervasızlığı, hesapsızlığı, bir tarafa bırakarak dünyayı ve Türk ülkelerini detaylı incelemeye ve sonuç çıkarmaya yönelmiştir. Dolaysıyla ben Türk’üm diyenlerde Türkiye Cumhuriyetinin inceden inceye yaptığı hesaplara katılması ve hiç kimsenin oyununa, çevirdiği düzene düşmemesi gerekmektedir ki Türkler dünyada 3 veya dördüncü güç olabilsin. Milliyetçilik ve ümmetçilik, siyasete alet edilmeyecek kadar önemli değerlerdir. İkisininde siyaset üstü değerlendirilmesinde, milletimiz ve inananlar için sonsuz faydalar olduğunu aklı erenlerin bir saniye bile unutmaması gerekir. HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.