Aksaray, E-90 kara yolu üzerinde, kuzeyi güneye, doğuyu batıya bağlayan İpekyolu güzergâhında tam bir merkez konumda yer alıyor. Bu stratejik konum yıllarca Aksaray için tarihî bir fırsat olarak görüldü. Ancak bugün gelinen noktada şu soruyu sormak zorundayız:
Aksaray bu konumun nimetini mi yaşıyor, yoksa bedelini mi ödüyor?
Çünkü Mersin’de, Ankara’da, İstanbul’da, Niğde’de, Adana’da, Nevşehir’de, Kayseri’de hatta 81 ilde suç işleyip kaçanların kullandığı bu yol üzerinde, suçlular Aksaray polisi tarafından yakalanıyor.
Hukuken ve fiilen bu tablo, Aksaray emniyetinin, jandarmasının ve güvenlik güçlerinin başarısıdır.
Ancak bu hukuki başarı, kamuoyuna “Aksaray’da uyuşturucu yakalandı” manşetiyle servis edilince, başarı algısı yerini suç isnadına bırakıyor. Bu noktada mesele artık yalnızca algı değil, hukuk meselesidir.
Çünkü suçun işlendiği yer ile suçlunun yakalandığı yer aynı şey değildir. Ceza hukuku açısından suçun işlendiği yer esastır. Yakalama yeri ise kolluğun etkinliğini ve başarısını gösterir. Bu ayrım göz ardı edilerek yapılan her haber, Aksaray halkına karşı haksız bir itham, şehrin tüzel kişiliğine karşı ise itibar zedeleyici bir nitelik taşır.
Sayın Aksaray Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu’nun göreve geldiği günden bu yana uyuşturucuyla kararlı mücadelesine yakından şahit olan biri olarak, bu noktada hakkını teslim etmek gerekir.
Aksaray polisi bugün uyuşturucu satıcılarının korkulu rüyası hâline gelmiştir.
Yapılan operasyonlar sonucunda ilimizde uyuşturucu satışında ciddi ve gözle görülür bir gerileme yaşanmıştır.
Artık okullarda, lokantalarda, seyyar satıcılarda uyuşturucu satılamıyor. Üzerinde uyuşturucu bulunan herkes yakalanıyor. Büyük baronlara yakın isimler cezaevindedir. Bunlar somut, tartışmasız ve hukuki başarıdır.
Ancak bu başarılar ulusal basında yer bulmazken, E-90 karayolunda başka illerden başka illere taşınan uyuşturucuların Aksaray’da yakalanması, Aksaray’da işlenmiş suç gibi servis edilmektedir. Bu durum yalnızca gazetecilik hatası değildir; hukuken sakıncalıdır.
Anayasa’nın 38. maddesi masumiyet karinesini güvence altına alır. Basın Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ise kişi ve kurumların şeref ve itibarının korunmasını emreder. Bir ilin, açıkça suçun faili veya merkezi olmadığı hâlde “uyuşturucu kenti” gibi lanse edilmesi, hukuki sınırları zorlayan bir yaklaşımdır.
Sayın Valim;
Kamu idaresinin temel görevlerinden biri, sadece suçla mücadele etmek değil, aynı zamanda toplumu ve kamuoyunu doğru bilgilendirmektir. Kolluk kuvvetlerinin başarılı yakalamalarının, hukuken doğru kavramlarla ve doğru başlıklarla servis edilmesini sağlamak sizin idari sorumluluğunuzdadır.
Bu nedenle;
E-90 karayolunda yapılan operasyonların, ÖRNEĞİN “Ankara’dan Mersin’e uyuşturucu taşıyan şahıslar Aksaray polisi tarafından yakalandı” şeklinde verilmesi hem hukuka, hem gerçeğe, hem de kamu vicdanına uygundur.
Ayrıca bu tür operasyon görüntülerinin rastgele biçimde basına servis edilmesi, Aksaray emniyet birimlerini de hukuki ve idari açıdan zor durumda bırakmaktadır. Bu noktada emniyet basın bürosunun yetkilendirilmesi, tek elden ve doğru bilgiyle servis yapılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çünkü Aksaray; polisiyle, jandarmasıyla Türkiye’nin en başarılı illerinden biridir. Bu başarıyı gölgeleyen her yanlış haber, sadece Aksaray’a değil, devletin kolluk gücüne olan güvene de zarar verir.
Ulusal basını elbette başınızın üzerinde tutabilirsiniz.
Ancak başınızda taşıdığınız bu basın mensuplarına, adliye ve polis haberlerinin hukuki çerçevede nasıl verilmesi gerektiğine dair bir bilgilendirme ve eğitim sağlanmadığı sürece, bu durum Aksaray’ın imajına zarar vermeye devam edecektir.
Devletin gücü, sadece suçluyu yakalamakta değil;
doğruyu doğru şekilde anlatmakta da kendini gösterir.
Aksaray’ın adının, hukuken hak etmediği bir lekeyle anılmasına izin vermeyin.
Böylece ,Aksaray zarar görmez, imajı zedelenmez. kimse de kapı kapı gezmek zorunda kalmaz.
Hukukun Başarıyı Yazdığı Şehir mi? AKSARAY





