AKSARAY TURİZMİNİ KURTARAN BÜYÜK BULUŞ: REKLAM AJANSI!
Alkış…
Bir alkış daha…
Yetmez, ayakta alkış!
Aksaray Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü sonunda devrim yaptı.
Yıllardır kimsenin aklına gelmeyen o büyük fikir bulundu.
Hazır mısınız?
Bir reklam ajansıyla görüşüldü.
Evet evet, yanlış okumadınız.
Ay ben şok.
Şok şok şok.

Bunca vali geldi geçti…
Bunca il müdürü koltuk eskitti…
Hasandağı, Ihlara, Manastır Vadisi, Nora, Saratlı, Güzelyurt…
Ama kimsenin aklına gelmedi:
“Ya biz bir reklam ajansıyla konuşsak mı?”
Meğer çözüm buymuş.
Aksaray Kültür ve Turizm İl Müdürü Sayın Abdullah Oğuz, sosyal medyada gururla paylaşıyor:
“xxxx Reklam Ajansı yetkilileriyle, Aksaray’ımızın kültür ve turizm faaliyetlerinde görünürlüğünün artırılmasına yönelik istişarelerde bulunduk…”
Ne güzel.
Ne vizyon.
Ne strateji.
Bir de teşekkür etmiş…
Nazik ziyaretmiş…
Verimli görüşmeymiş…
Peki soralım o zaman Sayın Müdürüm:
Bu “görünürlük” nasıl artacak?
Reklam vererek mi?
Parayla mı?
Bütçeyle mi?
Bakın burada duralım.
Aksaray’da onlarca yerel gazete, internet sitesi, sosyal medya platformu, yıllardır bu şehrin tanıtımı için bedava çalışan basın emekçileri var.
Bir fotoğraf gönderin yayınlayalım.
Bir etkinlik duyurun yazalım.
Bir proje anlatın manşete taşıyalım.
Ama yok.
Bir reklam ajansı gelince:
Buyurun, hoş geldiniz, verimli görüşmeler, teşekkürler…
Kusura bakmayın ama sormak zorundayım:
Bu reklam ajansı kim?
Ne zamandır Aksaray’ı tanıyor?
Daha önce hangi şehri turizmde uçurdu?
Bu işin bedeli ne olacak?
Parası kimden çıkacak?
Ve asıl soru:
Bu anlaşmadan Aksaray Valisi Sayın Murat Duru’nun haberi var mı?
Yoksa bu işler “ben yaptım oldu” mantığıyla mı ilerliyor?
Bakın Sayın Müdürüm, mesele reklam ajansıyla görüşmeniz değil.
Mesele, aklınıza ilk olarak Reklam ajansının gelmesi…
Aksaray’ın tanıtımı, masa başı ajans toplantılarıyla olmaz.
Tanıtım; sahayla, içerikle, hikâyeyle, doğru mecrayla olur.
Basını yok sayarak,
yereli görmezden gelerek,
ulusalı hiç düşünmeyerek
“görünürlük” falan artmaz.
Artan tek şey, harcama kalemi olur.
Bir şehir reklamla değil, anlatılarak tanıtılır.
Anlatacak olan da bu şehrin insanlarıdır, basınıdır.
Ama siz yolu tersinden seçmişsiniz.
Eğer Aksaray’ın tanıtımı bir reklam ajansının sunumuna kaldıysa,
orada sorun tanıtımda değil, yönetim anlayışındadır.
Biz yine de alkışlayalım.
Belki bir dahaki adımda,
Başka Bir Reklam Ajansı daha Aksaray’a tanıtım elçisi olarak gelir..
Kim bilir…
BU IŞIĞI BİR TEK SİZ Mİ GÖRDÜNÜZ SAYIN MÜDÜRÜM?
Peki Sayın İl Müdürü,
Bir soruyla devam edelim…
Hem de öyle basitinden değil.
Bunca zamandır;
STK’lar,
Aksaray 22’nci Dönem Milletvekili, turizmin adeta Aksaray elçisi, Aksaray için elini değil gövdesini taşın altına koyan Ahmet Yaşar,
Aksaray turizmini görünür kılmak için masa masa, toplantı toplantı dolaşan, STK’ları, üniversiteyi, bürokrasiyi harekete geçiren Aksaray Eski Valisi Mehmet Ali Kumbuzoğlu,
Seçildiği ilk günden itibaren Aksaray turizmini kişisel meselesi hâline getiren, üstelik belediye mücavir alanı dışında olmasına rağmen Cam Teras Projesi ile Aksaray turizmini LEVEL atlatan Belediye Başkanı Dr. Evren Dinçer,
Milletvekilleri, siyasetçiler, akademisyenler…
Bunların hiçbiri sizin gördüğünüz bu “parlak ışığı” göremedi mi?
Yani yıllardır Aksaray için çırpınan herkes kör,
Bir tek siz mi feraset sahibisiniz?
Açık konuşalım:
Bu şehir reklam ajanslarıyla değil, emekle, sahada, vizyonla bugüne geldi.
Cam Teras reklam ajansıyla mı yapıldı?
Ihlara Vadisi ajans sunumuyla mı dünya listelerine girdi?
Manastır Vadisi’ni, Nora’yı, Güzelyurt’u bir ajans mı anlattı?
Hayır.
Bunları anlatan;
Bu şehrin insanıydı,
Basınıydı,
Akademisyeniydi,
Siyasetçisiydi.
Ama gel gör ki bugün gelinen noktada,
Aksaray’ın tanıtımı bir ajans masasının sunum dosyasına teslim edilmek isteniyor.
Üstelik bu “tanıtım atağı” öyle bir anlatılıyor ki,
Sanki bugüne kadar hiçbir şey yapılmamış,
Sanki Aksaray yeni keşfedilmiş bir ada.
Bakın Sayın Müdürüm,
Bu şehirde turizm tek başına yönetilmez.
Bu şehirde turizm, masa başında planlanmaz.
Ve buradan açık açık söylüyorum:
Eğer Aksaray Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü adına bir reklam ajansıyla resmî ya da gayriresmî bir anlaşma yapıldıysa,
Aksaray Valisi Sayın Murat Duru’nun derhal bu işe müdahil olması,
Gerekirse bu sürecin iptal edilmesi yönünde gerekeni yapması gerekir.
Çünkü Aksaray,
Türkiye’de hiçbir turizm beldesinde görülmeyen,
Ne olduğu, neye hizmet ettiği belli olmayan,
Şeffaflığı tartışmalı bu “tanıtım modeliyle” dışa açılmaz.
Tam tersine,
İçe kapanır.
Kontrolsüzleşir.
Ve bir avuç insanın tasarrufuna bırakılır.
Turizm;
Ajans işi değil,
Toplum işidir.
Eğer gerçekten Aksaray’ın tanıtımını istiyorsanız;
Kapıları STK’lara açacaksınız,
Basını yok saymayacaksınız,
Üniversiteyi sürecin dışına itmeyeceksiniz,
Siyaseti süs malzemesi olarak kullanmayacaksınız.
Aksi hâlde bu yapılanlar,
“tanıtım” değil,
algı yönetimi olur.
Ve algı,
Bir yere kadar…
Aksaray, vitrinle değil hakikatle büyür.
Hakikati örtemezsiniz.
Ne reklamla,
Ne ajansla.





