Ülkede, günlük hayatın her noktasında halk siyaset yapıyor, Aldatma, İdare etme olağan hale geldi. Köroğlu, ‘’Tüfenk icat oldu, mertlik bozuldu’’ demişti. Bu söze uygun olarak, particilik ve siyaset icat oldu, aldatmak ve idare etmek icat oldu. Mertlik ve dürüstlükten ziyade Aldatma, İdare etme günlük hayata hâkim oldu, dürüstlük ve sözüne güvenirlik ortadan kalktı. Devlette, okullarda, camilerde, kışlada, kahvede, aldatma ve idare etme, siyaset yapılıyor. O kadar yapılıyor ki adeta partilerin siyaset yapmasına lüzum kalmıyor. Aslında parti binalarını Amerika’da olduğu gibi kapatmak, sadece seçimler zamanında 3-6 ay açık kalmasına müsaade etmek yeterde artar bile. Aynı zamanda partilerin aldıkları hazine yardımının da kesilmesi hakça olur. Siyaseti, Milletin parasıyla değil kendi parasıyla yapsın da görelim. Öğretmen, öğrenciye, imam cemaate karşı siyaset yapıyor. Gerçek eğitim-öğretim ve inanç konuları, kimsenin umurunda değil. Öğretmenlerin haklarını koruma amacıyla kurulmuş, gerçekte partilerin arka bahçesi vazifesini yapan sendikaları da hiç vakit geçirmeden kapatmak lazım. Siyasetle uğraşmak isteyen, öğretmen ve imam istediği partide siyasetini yapabilir. Eğitim-öğretime ve inanca zarar veremez. Milletin parası ve kürsüsü ile siyaset yapmak hiçte ahlaki değildir. Cücenin tarifini ‘’Uzaktan iri görünenin yakından görünüşü’’ şeklinde tarif etmişler. İnsanlarımız da yüzyıllardır, yanlış bir değerlendirme var. İyi tanıdığını devamlı küçük, iyi tanımadığını veya hiç tanımadığını da olduğundan çok daha büyük gösterme. Bu duygu, halkımızın masallarla büyümüş olmasından ve yeteri kadar aklını kullanmamasından kaynaklanıyor. Felsefe, sosyoloji, psikoloji, mantık, uzay geometrisi ve benzeri bilimlerden, halkımızın haylı uzak olmasından dolayı abartma ve adeta putlaştırma hep var olmuştur. Cumhuriyetin 100’cü yılında dahi sevdiğini göklere yükseltme, sevmediğini de yerin yedi kat altına batırma, bütün hızıyla devam etmektedir. Hiç kimse sadece gerçeği yalnız gerçeği arama zahmetinde bulunmuyor. İnanca, örfe, geleneklere uyan ve yanlışa evet demeyen, doğrunun ve gerçeğin yanında olan artık ülkede değer bulmuyor. Nutuklarda çok kullanılmasına rağmen, Ehliyet ve Liyakata önem verilmiyor. ‘’İyi Aldatan, gerçekleri saptıran ve sözde, ‘’ İdare Eden’’, evet efendimcilere önem veriliyor. Gerçekler baskı yapılarak veya bedeli ödenerek gerektiği kadar tersyüz ediliyor. Her insan için, adil hâkim, adil idareci ve adil siyasetçinin olması en büyük mutluluk ve bahtiyarlıktır. Adil hâkim, idareci ve siyasetçinin olmadığı hallerde karanlık ve en büyük mutsuzluğun hâkim olduğu zamanlardır. Bu zamanlarda toplum, bir bunalım içine düşer vede ‘’Fetret Devri’’ yaşar. Toplumlarda en önde gelen Kanunlar ve uygulanan örf- adet ve geleneklerdir. Toplum, uygulanmayan kanunlardan kurtarılarak, öz benliğine uyan kanunlarla yönetilmelidir. Siyaset yapanların, aldatma ve sözde idare etme, alışkanlığından vaz geçmesinin tek çaresi budur. Vali, belediye başkanları, rektörler ve benzeri kuruluşları yönetenlerden, harcamaları hakkında, hesap sorulmalıdır. HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.