BENİM MAHALLEMİN GÖZ BEBEĞİ
2.KILIÇARSLAN HAMAMI
Benim mahallem
Aksaray’ın en eski mahallelerinden;
Sofular mahallesi.
Bir dönem arapların yaşadığı,
Görkemli ve zengin bir mahalle.
Bu mahallenin en önemli eseri ise;
2.nci Kılıçarslan Hamamı.
Tarih kokan bu hamam,
Çocukluğumun ipe sapa gelmez, yaramazlıklarını yaptığım yerdir.
Büyük ve uzun kubbeler arasında ince patika bir yolu andıran yerler vardı.
Kışın metrelerce kar yağdığında,
Okulu asar burda oynardık.
Yukarıdan aşağı kaymak içinse,
Yeni alınmış gıcır gıcır çantalarımız kaydırak yapardık.,
Ailelerimiz bu yüzden çok kızardı bizlere .
Ama biz hiç yorulmadan oynardık.
İçide temizdi o yıllarda.
Mahalle sakinleri korur gözetirdi.
Aradan geçen yıllarda,
Mahallenin yerlisi pek kalmadı.
Gelenler ise pek kıymet vermedi.
Sonra yıkılmaya başladı.
Aslında kasıtlı yıkmaya başladılar.
Tüm itirazlara ragmen,
Buraya bir baraka yapılarak çay ocağı yapıldı.
Çay ocağı kahvehane gibi kullanılmaya başladı.
Hemen yanındaki Taksi durağı da çok eskiydi.
Suat Amca ve arkadaşları;
Buranın temiz kalması için üstlendikleri rolü bırakmışlardı.
Aslında zorla bıraktırılmıştı.
İçine çöp atılmaya başlandı.
Mahallenin temizlik görevlisinden tutunda,
Kahvehaneye gelenler,
Mahalle sakinlerinin bir kısmı,
Köy dolmuşlarından inenler,
Vesaire Vesaire….
Artık bütün çöplerini buraya atmaya başladılar.
Hedefleri burayı yıktırıp,
Rahat, rahat amaçlarına yönelik kullanmaktı.
1987 yılında Rahmetli Çapan Tekeli’nin yanında başlayan gazetecilik hayatımla birlikte,
Çok sık aralıklarla;
“TARİH YOK OLUYOR, YETKİLİLER UYUYOR”
Şeklinde haberler yapmaya başladım.
Hatta bir ara dönemin Belediye Başkanı Memiş Akın ile arsa sahipleri arasında elçi oldum,
Burayı Belediye devrederek,
Restorasyonun yapılmasına müsaade etmelerini sağlamaya çalışdım.
Ancak başarısız olmuştum.
Çünkü Arsa sahibi devrine razı olduysada,
Vakıflar bölge müdürlüğü bu işe izin vermiyor,
“çivi dahi çaktırmam yasak” diyordu.
Rahmetli Mehmet Altınsoy’un kurduğu VAKİT gazetesinde çalışmaya başladığım yıllarda da
Sürekli olarak Hamamın kurtarılması için çok çabaladım.
Çabamda yalnız olduğum için,
Yine başarılı olamadım.
Manşet Gazetesinin Temsilciliğini yaptığım yıllarda,
Anayurt Gazetesinin temsilciliğini yaptığım yıllarda,
Hep sürdü çabam.
Bu süre zarfında, kubbeler tamamen yıkılmış,
İçleri tamamen çöple doldurulmuş,
ve………………..
Artık sadece kalıntıları olan harabe bir yer olmuştu.
Çabalarımızın gayretlerimizin, karşısına dağ gibi yükselen
Konya Vakıflar Bölge müdürlüğünün katı kuralları yüzünden,
Koskoca bir tarih yok olmuştu.
Anladım ki…..
Mahallemde bulunan
Sofular Mahallesinin en önemli tarihi yok olmaya mahkumdu.
Öylede oldu.
Dedim ya…..
Bu eser içinde,
Dışında çocukluğumuz, gençliğimiz geçti başkanım.
Restore edilmesi için yıllarca haber yazdım.
Ben bir türlü başaramadım.
Ama yıllar sonra restorasyonu yapıldı.
Restorasyon beni çok mutlu etmişti.
Fakaaaaaaaaaaaaat……
İçindeki restorasyon çalışması çok ta üzmüştü.
Çünkü Tarihi dokusunu alıp götürmüştü.
İçinde sıva ve boya yapılarak,
Tarihin izleri kapatılarak sadece görüntüye önem verilmişti.
Az önce Facebook sosyal paylaşım sayfasında gezinirken,
Sizin paylaştığınız fotoğraflar dikkatimi çekti.
Bir anda içimi bir sevinç kapladı
Sıvaların ve boyaların tarihi dokuya dokunmadan,
Sanki kazındığını hissettim.
Altından,
Tarih kokan ince tuğlaların çıktığını gördüm.
Sonra hemen paylaşımınızdaki;
“Ecdad bu cennet vatanı nakış nakış işlemiş.








