Toplumsal uzlaşmayı istemeyenler, hırsa, kindarlığa ve aşağılık duygusuna sahip olanlarla, hayatta ezik yetişmiş, kişiliği gelişmemiş ve halkı sevmeyenler düşman olur. Demokrasiye düşman olanlar, kendileriyle de barışık olamadıkları gibi sevmeyi de bilmiyorlar. Sevginin her şeyin en iyi ilacı olduğunu bilmiyorlar.
Dünya yaratılandan bu yana insanlık, hırslı, kindar ve aşağılık duygusunda olan yöneticilerin şerrinden ve zulmünden çekmediği kalmamıştır. 21. Yüz yılın ilk çeyreğinde, bilimin ve teknolojinin bu kadar ilerlemesine ve iletişim araçlarının mükemmel gelişmesine, dünyadaki olumlu ve olumsuz bütün olayların bilinmesi ve izlenmesine rağmen, yöneticilerle halk ders almıyor.
İnsanlara, direk veya dolaylı zulmeden yöneticilerle, ağalık, mafyacılık taslayanlar işlerini daha rahat yürütüyorlar. Daha fenası halkın büyük bir kısmına kendilerinin kabul ettirmeyi de beceriyorlar. Kabul etmeyenlere de iftira atıp suçlayarak susturuyorlar. Susmayanları da ya yok edebiliyorlar,
2024 yılında, dünyada sözde 200 üstünde devlet olduğu kabul edilmiş. Devletin gerçek tanımına baktığımız zaman bu sayı 20-25’i geçmiyor. Geriye kalan 175-180 ise, adeta Amerika Çin, Rusya, İngiltere, Fransa, İspanya, Portekiz ve İtalya’nın sömürgeleri niteliğindeler. İşin berbatı, sözde Birleşmiş Milletler denen kuruluşun, 193 üyesi, daimî üye olan; ABD, Rusya, Fransa ve İngiltere’nin talimatlarına gör oy kullanıyor veya kullanmak zorunda kalıyorlar.
Bu 5 ülkenin, Dünya’yı ve 188 ülkeyi direkt veya dolaylı nedenlerle çekip çevirmesinin nedeni hırsına, kinine ve aşağılık duygusuna yenik düşenlerin, ayakta kalabilme ve oturdukları koltuktan kalkmamak için, halkını ve ülkesini, peşkeş çekmekte veya satmakta hiçbir beis görmemeleridir. Ne yazık ki insanlık tarihinde, yüz karası sayılan bu sistem devam etmektedir.
Demokrasinin temel değerlerinin ne durumda olduğuna bakalım:
- Uzlaşma olabiliyor mu? Hayır. Farklılıklara saygı var mı? Yok
- Özgürlüğün, eşitliğin ve adaletin olduğuna inanılıyor mu? İnanılmıyor.
- Milli Egemenlikte, birlik var mı? Pek gözükmüyor.
- Seçilme hakkı var mı? Genel başkana bağlı.
- Hoşgörü var mı? Hoşgörü bizim ülkeye çok yabancı.
- Kuvvetler ayrılığı, şeffaflık, hesap verme var mı? Yok.
- Çok parti var mı? Sayısı belirsiz, onlarca var.
Tarihte sabit olan Türk Milletinin en zayıf tarafı UZLAŞMA kültürünün gelişmemesi. Uzlaşma kollektif aklın hayata geçirilmesidir. Aksi işe bazı akılları saf dışı etmektir. Uzlaşma sağlıklı tartışmalardan sonra ortaya çıkar. Bilgisiz fertlerden sağlıklı tartışma beklenemez. Bilgisiz insanlar da benlik ve hükmetme duygusundan asla vaz geçemezler.
Yazı icat odluktan bu tarafa, on binlerce yıl Dünyada hür yaşamış ve hür yaşayacak olan tek millet, Türk milletidir. Bu Millet, hiçbir zaman devletsiz, vatansız, bayraksız kalmamış ve ülküsünden vaz geçmemiştir. Sayısız devlet kurmuş, kurduğu devleti kendisi yıkmış veya yıkılmasına zemin hazırlamıştır.
Topluma saygı, hırsı, benliği, kindarlığı ve aşağılık duygusunu bir tarafa bırakarak toplumumuz, DEMOKRASİYİ yükseltmek, yerleştirmek başta devleti yönetenlerin görevi olmakla, daha önemlisi her Türk vatandaşının boynunun borcu ve kendi geleceği için başka yol olmadığına inanması meselesidir.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.