DEPREMDE, 31.643 ÖLÜ, 80 BİN YARALI DERS OLUR MU? SANMAM
Bir devlet nelerden meydana gelir sorusunun basit cevabı, Kurumlardan. Nedir bu kurumlar: 1.Türkiye Büyük Millet Meclisi, 2- Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ( şu an Başkanlık) 3-Bütün bakanlıklar, 4- Yargıtay, Sayıştay, Danıştay, 5- Radyo Televizyon Üst Kurulu, Merkez Bankası, 6- Anayasa Mahkemesi, 7- Yüksek Öğretim Kurumu(YÖK), 8- Türk Standartlar
Enstitüsü(TSE), 9- Devlet Planlama Teşkilatı(DPT), 9- Türk Radyo Televizyon (TRT) , Yüksek Seçim Kurulu YSK) vs. Bütün bu kurumları yöneticilerimiz elbirliğiyle, çalışamaz, öncelik kullanamaz hale getirdiler, 80 Yıldır siyasi, şahsi ve çevrelerinin çıkarlarına kullandılar. Hayır, kullanmadık diyen bir tane iktidar çıkar mı? ÇIKMAZ ÇÜNKÜ YOK.
Devletin kurumlarını partinizin, şahsınızın ve çevrenizin çıkarı uğruna, kurumsallığını bozduğunuzda iktidarda mı kaldınız? Kalamadınız çünkü demokrasinin gereği seçimle gelinir ve seçimle gidilir. Bugünkü iktidarda elbet seçimle geldi, seçimle gidecek. Anayasanın, Kanunların uygulanması konusunda, attığınız nutukların, verdiğiniz sözlerin, ettiğiniz yeminleri tutmanız gerekmektedir. Aksi halde inanırlığınızı ve güvenirliğinizi kaybediyorsunuz.
80 yıldır iktidar olan bütün partiler hükumet olduğunu unutup kendini devlet yerine koyarak icraat yaptı. Dolaysıyla bütün kurumları siyasi emellerine kullanmaya çalışarak, kurumsallığını iğfal ettiler ve devletin çivisini gevşettiler veya çıkardılar. Milli İrade adına görev yaptıklarını anlattılar. 84 milyonun ittifak ettiği iradeye Milli İrade denir. Demokrasilerde Milli İradeyi hiçbir parti tek başına temsil edemez. Milli İrade, genel seçimlerde kullanılan oyların tamamını temsil edenlerin ittifakla aldığı karara denir. Aksi seçimde kazananın iradesidir.
Cumhurbaşkanları veya başkanlar, Milli İrade kararlarını seçime girip oy almış bütün parti başkanlarının görüş birliği yaptığı kararları, Milli İrade olarak rahatça açıklayabilirler. Varılan mutabakat gerçekten Milli İradedir. Yıllardır bu şekilde bir karar alınamamıştır. Bunun sorumluları 80 yıldır cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık yapanların omuzlarındadır. Hiçbiri bu vebalin dışında kaldığını iddia edemez. Çünkü hiçbir akıllı kabul etmez.
80 yıldır çoğunlukla ehliyetsiz ve liyakatsiz kişiler devlet kurumlarının başına getirildi. Gelenler kurumların kurumsallığını bozdular. Birgin ehliyet ve liyakat sahibi ahlaklı, milletine ve devletine gerçekten inanan ve saygı duyan insanlar getirilirse, her şey düzelir. İdarecilerin samimiyetine, halk inansın iddia ediyorum tekeden süt çıkarır.
Devletin kurumlarının çalışmasını biz spor takımlarına ve askeri yapıya benzetiyoruz. Spor takımlarında, oyuncular, çalıştırıcı, kulüp idarecileri, başkanı ve seyirciler, kazanmaya odaklanmışsa takım her zaman kazanır. Beşinden biri uyumsuzsa galibiyeti zorlaşır. Orduda komutan, subay, astsubay ve asker üçlüsü disiplin içerisinde, hedefe inanmadan harp kazanılamaz. Devletin kurumları gerçekten spor takımı ve askeri sistemde olduğu gibi çalıştığında, Türkiye UÇAR.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, başta Anayasası olmak üzere bütün kurumları A dan Z ye kadar yeniden düzenlenmezse Türkiye asla normalleşemez. Namus ve şeref üzerine yapılan yeminler yetmiyor, çünkü yeminini bozanlara hukuki yaptırım uygulanmıyor. Halk baskısı da yok, çünkü halkın baskı fikri henüz doğmadı, bu gidişle doğacağı da yok.
Bizce Milletvekilleri ve belediye başkanlarının anormal maaşları ve emeklilikleri kaldırılmalıdır. Milletvekilliği sona erdiğinde devlet imkânlarını kullanmada sona ermelidir. Hiç kimse milletvekilliğini ve belediye başkanlığını geçim kaynağı olarak görmemelidir. Görev süresince vali maaşı kadar aylık bağlanmalıdır. Görev bitince herkes kendi mesleğini icra ederek geçimini sağlamalıdır.
Türkiye’de milletvekilleri ve belediye başkanlarını halk seçmelidir. Genel başkanların ve yakınlarının atamaları kaldırılmalıdır. Mevcut müesses nizamla ülke asla düzelemez. Her şeyi bildiğine inanılan genel başkan inancı yok edilmezse asla düzelemez. Çünkü hiçbir genel başkan her şeyi bilemez. Bütün seçilenler ve atananlar hesap vermedikçe asla düzelemez. Türkiye’de ki partiler, tarikat ve cemaat yapısından kurtulamadıkça asla düzelemez.
Türkiye’de siyaset, geçim ve torpil kapısı olmaktan çıkarılamaz, fanatikliğe son verilerek particilik meslek olmaktan çıkarılamazsa asla düzelemez. Asıl mesleğini, aile yapısını ihmal ederek particilik yapanlara fırsat verildiği sürece gerçek hizmet yapacaklar, siyasette görev alamayacaklarından mevcutlarla asla düzelemez
Planlı kalkınmaya geçilerek, Devlet Planlama, Devlet İstatistik Enstitüsü, Türk Standartlar Enstitüsü, gibi kurumlar namusluca ve dürüstçe çalıştırılmazsa, Türkiye asla düzelemez. Aşırı ve gereksiz tüketim, kaçakçılık, rüşvet, torpil önlenemezse, üretim her şartta desteklenmezse, kısacası ürettiği kadar tüketen toplum olunmazsa, yalan ve şarlatanlık değil, dürüstlük ve çalışkanlık desteklenmezse ülke asla düzelemez.
İnşaat yapılarında siyasetçiler, ilgili bürokratlar, kontrol görevi olanlardan, mütahitine, demircisine, çatıcısına, elektrikçisine, doğal gazcısına velhasıl inşaatın herhangi bir bölümünde görev yapanların yanlışları, ihmalleri, malzemeden çalmalar cezalandırılmadığı sürece hiçbir şey düzelmez. Cezalandırılacakların başında valiler ve belediye başkanları gelmelidir.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.