Milattan Önce 27 yılında kurulan Roma İmparatorluğu, 422 yıl sonra Miladi 395 yılında Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrıldı. İkiye ayrılışına kadar Dünya’da Süper güç olarak yaşadı. Batı Roma İmparatorluğu, 503 sonra 476 yılında yıkıldı. Doğu Roma veya Bizans İmparatorluğu ise 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethine kadar yaşadı. M.Ö 27 yılında kurulan Bizans İmparatorluğu 1580 yıl sonra, 1453 yılında tarihten silindi.
Batı uygarlığını temsil eden Bizans bilim adamları, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul kuşatıldığında, Meleklerin Dişi mi, Erkek mi olduğunu tartışıyorlardı. Dolaysıyla bilim iflas etmiş, inanç ve gelecek falcıların eline kalmıştı. Elbette böyle bir durumda Bizans’ın yıkılması kaçınılmazdı ve yıkıldı. Muhteşem Osmanlı İmparatorluğu da müspet bilimlerden ve adaletten uzaklaşıp, çağın gerisine düştüğü için yıkıldı ve tarihten silindi. Bunun dışında sayılan başka nedenler ciddiyetten uzaktır.
Türkiye, Osmanlının yaptığı gibi adaletten ve müspet bilimlerden koparak idaresini, şeyhlere, Şıhlara bırakarak çağı yakalayamaz. Cemaat ve tarikatların olduğu yerde demokrasi yaşayamaz. Vatandaşlar biattan kurtulup özgür yurttaş olamaz. Özgürlüğün ve demokrasinin olmadığı yerde de iktisadi özgürlük gelişemez. Yani Milli Gelir, asla HAKÇA dağıtılamaz. Zengin daha zengin, fakirde daha fakir olarak yaşamaya mecbur kalır ve devam eder.
Gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerde, zorba yöneticiler, hukuk, adalet, bilim, medeniyet ve inanç adına ezmeye, sömürmeye ve yönetmeye devam ederler. Yaptıklarını abartarak, halkı gelecekle korkutarak yıllarca yönetimden gitmek istemezler. Geri kalmış ve ya az gelişmiş toplumlarda bu durum yüz yıllardır devam ediyor. Yönetenler toplumun Sürü halinde düşünmesinden de faydalanarak baskıcı yönetimlerinden asla vaz geçmezler. Çünkü yönetilende baskıcı rejime alışmıştır.
Tarih, hiçbir halkın mutlu geleceğini yani BEKASINI başka bir halkın sağladığını azmıyor. Halkın daha güçlü olabilmesi işin birlik olmasının şart olduğunun yazıyor. Günümüzde Avrupa Birliği, Amerika Birliği en önemli örneklerdir. Amerika ve Avrupa Birliğinin daha da güçlenmesini sağlamak için bu birlikler NATO’ yu kurmuşlardır.
11 Eylül 2001 günü Usame Bin Ladin’e bağlı teröristlerce kaçırılan iki yolcu uçağı, Nevyork’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne özenle hesaplanmış noktalardan çarpmışlardır. Meydana gelen patlamalar sonucu her iki kule çökmüş, üçüncü bir uçak Vaşington, DC’deki Pentagon binasına çakılmıştır.
Saldırılardan 5.000 kişi kaybeden Amerika önce ‘’Büyük Ortadoğu’’ ardından, ‘’Yeni Ortadoğu’’ sloganlarıyla Arap Âlemini ardından Afrika Ülkelerini sonrada Türkiye’de dâhil olmak üzere tüm Ortadoğu ve Balkan ülkelerine demokrasi getireceğini ortaya attı. Bu görüşe sazan balığı gibi atlayanlar oldu. İşin esası Amerika’nın tehdit altından kurtulacağı programlandı. Amerika bunda da yanıldı istediğini elde edemedi. Kendi de bataklığa saplandı, yüzbinlerce masum insanın ölümüne yol açtı.
Irak’ı batırdığı gibi Suriye ve Libya ’yıda kan gölüne çevirdi. En az 50 yıl, belkide hiçbir zaman kendine gelemeyecek hale getirdi. Orta Doğu, Balkanlar, Afrika ve Güney Amerika için demokrasinin gelmesine daha çok zaman gerektiği ortaya çıktı. Amerika ve Avrupa’nın bu yerlere demokrasi getirme gibi bir niyetlerinin olmadığı da ortaya çıktı. Çünkü sömürü için en iyi durumun despotlar tarafından yönetilen ülkeler olduğu kesinleşti.
Türk ve Arap âleminin, tek kurtuluşunun halklarının bilinçlenerek demokratik sistemlerini kurmadan başka yol olmadığı da ortaya çıktı. Çünkü taşıma suyla değirmen dönmeyeceği yani ithal veya başkalarının sırtından demokrasinin gelemeyeceği, gelse bile idarecilerin ve halkın taşıyamayacağı da ispat edildi.
Tarih, hiçbir halkın bekasının başka bir halkın sağladığını yazmıyor. Halkın daha güçlü olabilmesi için bilime ve kendi öz kültürüne dönerek taklitçilikten kurtulması gerekiyor. 2023 yılı itibariyle Türk âleminde Dünya Türk Devletler Birliğinin kurulması için ilk adımlarının atıldığını görüyoruz. Türklerin ve Müslümanların ayağa kalkacağı bu konuda Türkiye’nin korkmadan, ürkmeden öncülük yapacağına inanıyor ve şiddetle destekliyoruz.
HAYROLA, MUVAFAK OLA, MUZAFFER OLA