Geri kalmış veya az gelişmiş toplumlarda, şahsın çıkarı, genelde toplumun çıkarının önüne geçmektedir. Dolaysıyla toplumun haklarını belli bir azınlık gasp etmektedir. Bu hak hırsızlığına, hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunun uygulanması neden olmaktadır. Aynı zamanda mevcut kanunların uygulanamamasıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisinin kanunları uygun yapamaması veya yapmaması ve yargı organlarının hukuka uygun çalışmaması veya çalıştırılmamasıdır. Tabii bunlardan devleti yöneten hükümetler sorumludur. Daha da açığı, iktidarların, taraftarlarını koruma siyasetidir.
Devletin kurumları, şahsın çıkarı ile toplumun çıkarı arasındaki ÇATIŞMAYI adaletli bir şekilde karara bağlayamadığı için Türkiye’de yıllardır insanlar çile çekiyor, zarar görüyor. Bu nedenle de Milli Birlik bozuluyor, Hâlbuki toplumu bir arada tutacak kurallarla, kurumların oluşturduğu devlettir. Devleti ayakta tutacak ve görev yaptıracak ta İKTİDARDIR.
Bilimden uzaklaşan, okumayı, araştırmayı ve düşünmeyi sevmeyen ve gerçekleri aramayan toplumlar doğal olarak hukuktan uzaklaşıyorlar. Çünkü halkta kanunların uygulanmasının değil istismarının, yani çıkarının peşindedir. Kanunların uygulanmamasına toplum sessiz kaldığında, yani adaleti savunmadığında, toplum çürümeye başlamıştır. Şu anda Türk Toplumunun ne kadar sağlam ve tutarlı olduğunu her okuyucu yaşantısından dolayı gayet iyi bilmektedir
Ülkede kargaşa, karmaşa ve yönetimde boşluk varsa, bütün bunlardan, iktidar sorumludur. Yapılan hizmet ve eserler, başarılanlar elbette iktidarın eseri ve başarısıdır. Yapılamayanlar, hatalar, eksikler, yanlışlar da iktidarın başarısızlığıdır. Başarı ve başarısızlıktan iktidar sorumlu ise ülkenin gidişinden muhalefet hiç mi sorumlu değil?
Elbette muhalefetinde halka karşı büyük sorumlulukları var. İktidarın başarılarını inkâr ederek halkı yanıltmamalıdır.
Ülkede yaşanan devlet krızı, milli birlik krızı, ahlak krızı, iktdar-muhalafet krızı, birçok ülkeyle yaşanan kriz, milli gelir dağılımı krizi, tarih krızı, cami ve Cemevi krizi, inanç krızı, olmak üzere onlarca kriz mevcuttur. Bu krizlerin tamamı iktidar-muhalefet kavgası ile değil el sıkışması ile biter ve gerçekten de güçlü ve mutlu bir toplum kurulur.
Eğer bir gün, 8 bağımsız, 15 yarı bağımsız Türk Devletleri, Birlik kurabilirlerse, bu birliğe de hukukun üstünlüğü hâkim olursa kesinlikle 21. Yüzyıl TÜRK YÜZYILI olacaktır. Türk Birliği çalışmalarına katılmayan bir Türk düşünemem. Türk partilerinde hiçbir lider Türk Birliğine karşı olamaz, olmamalıdır. Şayet karşı çıkan olursa oda lider değil, atanmış genel başkan olur. Çünkü Türk Toplumlarının çıkarı, Türk Devletler Birliğinden yanadır. Bunun şartıda, hukukun üstünlüğündedir.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.