DEVLET CİDDİYETİ Mİ, HOROZ ŞEKERİ Mİ?
Memlekette her şey olabilir; kar yağar ama kar motoru olmaz, kar motoru olur ama “ihtiyaç fazlası” diye başka ile gönderilir. Sonra bir gün bakarsınız, aynı kurum çıkmış “acilen kar motoru lazım” diye talep yazar. Evet, yanlış okumadınız: Dün fazla olan bugün hayati, dün gönderilen bugün aranıyor. Devlet yönetimi mi bu, çocuk parkında misket değiş tokuşu mu, insan karar veremiyor.
Aksaray AFAD’ın demirbaş hikâyesi tam da böyle bir masal. Önce “ihtiyaç yok” denilerek Sivas’a gönderilen araçlar… İki arazi aracı, bir kar motoru… Üstüne bir de iki alan aydınlatma aracından yenisinin kaybolması.
O günlerde ne deniyordu? “Merak etmeyin, daha iyileri gelecek.”
Geldi mi? Yok. Bekledik mi? Bekledik. Sustuk mu? Sustuk. Şimdi ne oluyor? Yeni yönetim çıkmış kar motoru talep ediyor. Hani ihtiyaç yoktu? Hani fazlaydı? Hani gönderilmişti?
İşin en ironik tarafı şu: Gönüllü AFAD ekiplerini kapıdan içeri sokmayan bir anlayış, selefinin “fazla” deyip gönderdiği ekipmanların yokluğunda şimdi devletten talepte bulunuyor. Selef başka çalıyor, halef başka söylüyor. Biri “gerek yok” diyor, diğeri “acil lazım” diye yazı yazıyor. Bu mudur kurum hafızası? Bu mudur devlet aklı?
Sormadan edemiyorum: Devlet kurumları “Ben istedim–sen istemedin”, “Senin sevdiğini ben sevmem”, “Onu verdim, bunu almam”, “Horoz şekerimi ver, ben sana küstüm” mantığıyla mı yönetiliyor? Eğer öyleyse, söyleyin bilelim; biz de ciddiyet beklemeyelim.
Diğer araçlarda da tablo aynı. “İhtiyaç fazlası” diye Sivas’a yollanıyor, sonra İl Özel İdaresi’nden araç talep ediliyor ve alınıyor. Yani bir yerden ver, başka yerden iste. Muhteşem planlama! Vallahi AFAD bu şekilde yönetiliyorsa, afet anında ne olacağını düşünmek bile istemiyorum.
Aksaray AFAD’da işler gerçekten “devlet ciddiyetiyle” mi yürüyor, yoksa çocuk parkında horoz şekeri paylaşır gibi mi, insan sormadan edemiyor.
Bir zamanlar “ihtiyaç yok” denilerek başka bir ile gönderilen kar motorunun, bugün yeniden talep edildiği öğrenildi. Evet yanlış okumadınız: Dün fazla denilen, bugün hayati oldu. Dün elden çıkarılan, bugün yokluğu fark edildi.
Sonuç?
Ne daha iyisi geldi,
ne eskisi kaldı.
Bu mu planlama?
Bu mu kriz yönetimi?
Bu mu afetlere hazırlık?
Bir şehir düşünün; kış şartları sert, coğrafya zor. Ama AFAD’ın refleksi yok. Araç yok, ekip yok, gönüllü yok. Sadece çelişki var.
Devlet ciddiyeti; kişisel tercihlerle, rövanş duygularıyla, “benim dönemim–senin dönemin” hesaplarıyla yönetilmez. Afet kurumu, oyuncak değildir. Bugün verilen yanlış kararın bedelini yarın bir vatandaş öder.
Ama görünen o ki Aksaray AFAD’da mesele kar motoru değil.
Mesele, aklın da bir yerlerde “ihtiyaç fazlası” sayılmış olmasıdır.
Buradan Sayın Valimiz Murat Duru’ya sesleniyorum: sizin döneminize ait olmayan bu sorun umarım sizin döneminizde son bulur.
Biz masal dinlemek istemiyoruz. “Gelecek–gidecek” hikâyeleriyle avutulmak da istemiyoruz. Devlet, çocuk oyuncağı değildir. Kar motoru da horoz şekeri hiç değildir.