Türkiye’de son 40-50 yıldır, halkı uyutmak için her şeyin önüne Kim Cumhuriyetçi, Kim Değil- Kim Demokrat- Kim değil tartışmalarına; Kim laik- Kim Değil tartışmaları da eklendi. İnsanlar iş, aş, gelecek ve evladı-iyal derdindeyken, kafaları bu anlamsız tartışmalarla karıştırıldı. Halen de devam ediliyor. Ülkeyi idare edenler ve etmeye talip olanlar, bu tartışmaların arkasına saklanarak siyaset yapıyorlar.
Sanıyorlar ki halk, iş, aş, gelecek ve evladı iyal derdini unutacak. Yahu bu mümkün mü? Hâlbuki ben cumhuriyetçiyim, demokratım, laikim demekle tam tersi, cumhuriyete, demokratlığa ve laikliğe karşıyım demek te yetmez. Her iki görüşte boş bir lakırdıdan ibarettir. Bu ilkeler konuşulmaz ya yaşanır, ya da yaşanmaz. İşin aslı Cumhuriyet, demokrasi ve laiklik bir sistemdir, gerekleri yöneticiler tarafından âmâsız, lakinsiz, kıvırmadan uygulaması önemlidir. Bugün ülke halkı, bu değerlerin tartışmaya açılmasından çok sıkıldı.
Ülkemizde, 20-30 yaş arası nesil, yöneticilerine inanmakta güçlük çekiyor, dediklerini önemsemiyor. Aceba ülkenin yönetimi ile siyaseti ile ilgilenenler, düştükleri durumun farkındalar mı? Hiç sanmıyorum. 1960 ihtilali ile bir başbakan, iki bakan idam edildi. 1980 ihtilali birçok genç idam edildi. 15 Temmuz 2016 isyanında 253 şehit oldu. Bu cumhuriyet ve demokrasi dışı uygulamaları kim dert edindi? Eşleri, çocukları, anne ve babaları hariç herkes unuttu. Sadece gösteriş ve şov devam ediyor.
Mesele 50 yıl içinde başımıza gelenlerden ders alarak, cumhuriyetimizi ve demokrasimizi savunmada birlik olma ve ilkeleriyle oturmasına çalışmaktır. Cumhuriyet ve demokrasinin bir fazilet olduğunu kabul ederek altını oymadan vaz geçmektir. İçinde yaşadığımız binanın çökmesi için demirini kesmekten ve bindiğimiz geminin batması için delik açmadan vaz geçmektir. Vaz geçmeyenleri, desteklemek değil önlemektir.
Cumhuriyet, ne dinin, ne halkın, ne laikliğin karşısında değildir. Cumhuriyet Saltanatın karşındadır. Hilafetide kaldırmamış Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin uhdesine almıştır. Cenabi Peygamber’den gelen emanetlerin yeryüzünde Türklerin koruması dışında kimsenin, emanetlerin şanına yakışır korunacağına inanmamıştır.
Cumhuriyet ve demokrasinin faziletine bir göz atalım. Atatürk, İsmet İnönü, Celal Bayar, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan ve diğerleri şehzade değildi, normal halk çocuğu idiler ama cumhuriyet sayesinde, milli iradeyle ülkeye cumhurbaşkanı oldular. Çünkü cumhuriyet, sınıfsız, imtiyazsız, bir düzen bir rejimdir. Cumhuriyette, Cumhurbaşkanlığı, Saltanatta yani padişahlıkta olduğu gibi babadan oğula geçmez. Milli İradeyle seçilir, bundan ala ne olabilir?
Cumhuriyeti arkadaşlarıyla kurup bizlere emanet eden Atatürk ve arkadaşlarına minnet ve şükran duymamak bir asalet meselesi değil de nedir? Akside bir kansızlık ve sütü bozukluk değilde nedir? Yüce Türk halkı ve gençliği, 100 yıldır cumhuriyeti korudu, kolladı ve yaşattı. Ne mutlu bu halka, ne mutlu bu gençliğe. Büyük Türk Milleti, Cumhuriyetiyin, 100. Yılını kutluyor, nice yüz yıllar diliyorum.
HAYROLA, MUVAFFAK OLA, MUZAFFER OLA.